:: PC TekniK  Forum ::  

Geri Dön   :: PC TekniK Forum :: > GENEL KONULAR > Kültür & Sanat & Edebiyat & Tarih > Sanat > Heykeltraş
Üye Ol S.S.S Üye Listesi Takvim (Ajanda) Oyunlar vBRadio Forumları Okundu İşaretle

468x15

Cevapla
Konu Araçları
Okunmamış 08-02-07   #1
Original
Promis
 
Original kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: 07-01-07
Mesajlar: 6,275
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Karizma Gücü : 155
Karizma Puanı : 12057
Grafik : Original başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridir
Varsayılan Heykel ve Heykelcilik

Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !

 
Heykel ve Heykelcilik

Ağaç, tunç, taş, pişmiş toprak, alçı vb. maddelerle insan ve hayvanı üç buutlu (boyutlu) olarak ortaya koyma, resimlendirme. “Heykel” kelimesi daha ziyâde, vücudunun bütün organları tam yapılan canlılar için kullanılır. İnsan bedeninin bir kısmını ifâde ederse, buna “büst” denir. Bu işleri kendisi için sanat hâline getirenlere ise “heykeltraş” adı verilir.

Heykel ve heykelciliğin târihçesi: Heykel ve heykelciliğin târihi eski zamanlara kadar uzanır. Dünyânın çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda mermer, ağaç, taş, pişmiş toprak, mâden vs. gibi çok çeşitli malzemeden yapılmış heykel ve heykelciklere rastlanmaktadır. Bunlar ve diğer heykeller üzerinde yapılan incelemelerden, heykellerin büyük bir kısmının çeşitli kavimlerin ilâh olarak tanıdıkları varlıkları tasvir ettikleri, bâzılarının kral-kraliçe gibi hükümdâr âilelerini, kahramanları ve kahramanlık olaylarını, bilim, sanat ve sporda meşhur olmuş kimseleri, bir kısmının da çeşitli insan ve hayvanları tasvir ettikleri anlaşılmıştır. Târihî araştırmalar, ilk heykelin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hakkında herhangi bir netîce vermemektedir.

Târihi çok eski olduğu bilinen heykel ve heykelciliği bu derece yaygınlaştıran asıl sebeb, inançtır. Çeşitli devirlerde yaşamış insanların tapındıkları ve ilâh tanıdıkları şeylerin ağaç, taş, mâden üzerine işlemeleri ve ibâdetlerini bunlara karşı yapmaları, heykel ve heykelciliğe cemiyet hayâtında geniş yer verilmesine yol açmıştır. İslâm dînine âit kaynaklarda ilk heykelin yapılması şöyle anlatılmaktadır:

İlk insan ve peygamber olan Âdem aleyhisselâm ve bundan sonra da torunlarından İdrîs aleyhisselâm insanlara peygamber olarak gönderildi. Hepsi de tek yaratıcı olan Allah’a inanmayı ve O’nun emir ve yasaklarına uymayı anlattılar. İdris aleyhisselâmın göğe çıkarılmasından sonra insanlar azdı, doğru yoldan ayrıldı. Bu arada hazret-i İdris’in ayrılığına dayanamayanlar onun sûretini (heykelini) yaptılar. Daha sonra çeşitli canlıların heykelleri yapıldı. Zamanla insanlar putlara yâni heykellere tapınmaya başladılar.

Aklı ile bir yaratıcının varlığını düşünen ve anlayanlar ona giden yolu kendi başına bulamadı. Bunu önce etrâfında arayarak kendisine en büyük faydası olan güneşi yaratıcı sandı ve ona tapmaya başladı. Sonra büyük tabiat güçlerini, fırtınayı, ateşi, kabaran denizi, dağları, yırtıcı hayvanları ve benzerlerini gördükçe bunları da yaratıcının yardımcıları sandı. Her biri için bir sembol, bir sûret yapmaya kalktı. Bunlardan putlar doğdu. Daha sonra bu putlara heykel adı verildi. Bunların gazâbından, zarar vermesinden korkan insanlar onlara kurbân kesti. Her yeni olayla, o olayı temsil eden putların miktârı arttı. Eski Yunan, Roma, Mısır ve Mezopotamya tapınakları, Amerika’daki ve Asya’daki ibâdet için yapılan yerler, sayıları yüzlere varan bu putlarla dolduruldu. Ayrıca evlere, saraylara ve başka yerlere de bunlar konuldu. İslâmiyet insanlara tebliğ edilmeye başlandığı zaman Kâbe’de 360 put (heykel) vardı. İslâmiyetin yayılmasıyla insanlar, putlara, heykellere tapınmanın gülünçlüğünü anlamışlarsa da, bugün bile, güneşe ve ateşe tapanlar ile inanç ve ibâdetlerine heykelleri karıştıranlar (Budistler, Hıristiyanlar, bâzı Afrika ve Amerikan yerlileri gibi) vardır. Çünkü insan, insanlığın yolunu aydınlatan peygamberler olmadan ve onlara inanmadan her şeyi yaratan tek ve sonsuz Allah’a kendi başına bir türlü ulaşamamaktadır.

Heykelcilikte usûl ve teknikler: Heykelci hem çizici hem de uygulayıcıdır. Heykelcilerin bâzıları sâdece ellerine verilen şekilleri ya oyarlar veya dökerler. Heykelcilikte; oyma, biçimleme, inşâ ve birleştirme, döküm, bitirme gibi teknikler vardır.

Oyma: Heykelci tek parça bir kütleyi istenen düzen içinde şekillendirir. Taş ve ahşap heykelcilikte bu usûl kullanılır.

Biçimlendirme: Yoğrulabilir heykel malzemelerinin elle şekillendirilmesi. Bunların maddesi kil, balmumu ve alçıdır.

Birleştirme: Önceden şekillendirilmiş malzeme ve parçaların usûlüne uygun olarak biraraya getirilmesidir.Birleştirme heykelcilikte, kumaş, saç, çıta, kalas, formika, cam, ip, metal borular vb. maddeler kullanılır.

Döküm: Serbest heykeller yapılacağı gibi, yapılmış heykellerin de kopyaları yapılır. Çeşitli döküm usûlleri vardır.

Bitirme işi: Bitmiş heykelleri perdahlama, cilâlama, boyama ve yaldızlama gibi uygulamaların yapılmasına denir.

Günümüzde ve Avrupa’da heykel ve heykelcilik: İnsanların heykellere tapmaya başlamasından sonra, heykelcilik bir sanat ve ticâret metaı olmuştur. Yüzyıllarca insanlar, her çeşit malzeme ve maddelerden heykeller yapmışlar ve hattâ bunları başkalarına satarak geçimlerini temin etmek yolunu tutmuşlardır. Arkeolojik kazılarda, çeşitli yörelerde bol miktarda bulunup müzelere konan heykeller bunu ispatlamaktadır. Bilhassa mermerden yapılan heykeller, günümüze kadar sanat özelliklerini korumuşlardır.

Avrupa’da başlayan Rönesans hareketi ile heykelcilik ayrı bir önem kazanmış, Michelangelo bu devirde yetişen heykeltraşların en meşhuru olmuştur. Bu zamandaki heykellerin yapımı, süsleme sanatı ile birlikte gelişmiştir. Ayrıca heykeller, şimşir, ıhlamur, meşe ve ceviz gibi sert ağaçlar oyularak çok çeşitli ölçülerde yapılmıştır. Taştan yapılan heykellerin kırılması çabuk olduğundan, eski zamanlardan beri, mermer kullanılması daha yaygındır ve daha çok tercih edilmiştir. Zamânımızdaki heykeltraşlar tarafından ekseriyâ mermer, bronz, tunç gibi kırılma tehlikesi daha az olan ve dayanıklılığı bulunan malzemeler kullanılmaktadır. Bunların yanında fildişinden heykel yapmak, eskiden olduğu gibi günümüzde de biblo şeklinde devâm etmektedir.

Türklerde ve İslâm devletlerinde heykelcilik: Türkeler İslâmiyeti kabûlünden önce, dînî bir kutsallık verdikleri şeylerin heykellerini yaparak tapındıkları iddiâ edilmiştir. Fakat bilindiği kadarı ile Türklerde bu sanat heykelcilik şeklinde görülmez. Ancak Orhun Âbidelerine bakıldığında mezar taşlarına insan başı yapıldığı görülür. Bu, tapınma değil, belki ölüye benzetilerek yapılan bir hâtıra olmalıdır.

İslâmiyeti kabûlünden sonra Türklerde ve diğer İslâm devletlerinde putperestliğe yol açan canlılara tapmayı önlemek için, heykel yapmak yasaklanmıştır. Çünkü İslâm dîni, insanlarla alay edilmesine, canlılara tapınılmasına ve gençlerin fuhşa sürüklenmesine, evlilerin baştan çıkarılmasına âlet olan canlı resimlerini, heykelleri yasak etmiş; canlıların anotomik parçalarının, bitkilerin ve her çeşit fizik, kimyâ, astronomi ve inşâat resimlerini serbest bırakmıştır. İlimde, teknikte lâzım olan resimlerin yapılmasını, bunlardan fayda elde etmeyi emretmiştir. İslâm dîni, her şeyde olduğu gibi resimleri de, faydalı ve zararlı olmak üzere ikiye ayırmış, faydalı olanlarına da müsâde etmiştir. İslâmiyet güzel sanatlarla uğraşmayı ve onda ilerlemeyi önlememiştir. Sâdece heykelciliği yasaklamıştır. İslâm sanat târihini inceleyenler, dünyâda eşine rastlanmayacak sanat şâheserlerinin meydana getirildiğini görmektedirler. Çeşitli İslâm ülkelerinde insan aklına durgunluk verecek kadar güzel ve bugün dahî, ziyâret edenlerin karşısında hayret ve hayranlıklarını gizleyemedikleri sanat eserleri mevcuttur. Selçuklularda ve bilhassa Osmanlılarda güzel sanatların her çeşidinde, meselâ câmi, kervansaray,köprü mîmârîsi, çini süsleme hat (yazma ve tezyinât), vb. çeşitli sanat kollarında hârika eserler vücuda getirilmiştir.

Osmanlılar devrinde, Sanâyi-i Nefîse Mektebinin açılması ile minyatür ve resimleme sanatına âit bâzı örneklere önem verilmiştir. Günümüz Türkiyesinde ise güzel sanatların her kolunda olduğu gibi, heykelcilik dalında da bâzı çalışmalar yapılmaktadır. Üniversite bünyesinde öğretim yapan güzel sanatların heykelcilik bölümünde heykeltraşlar yetiştirilmektedir. Zikir anmak, Allah'ı hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma, anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak tarif etmişlerdir.




Heykelcilik

Canlıları veya eşyayı, maden, tahta gibi çeşitli malzemeyle temsil etme sanatıdır. Heykelcilik, üç boyutlu (yükseklik, genişlik, derinlik) biçim yaratma sanatıdır. Bu iş, kesim, biçimleme, kalıplama gibi özel tekniklerle hazırlanan çeşitli malzemeyle yapılır. Elde edilen biçimler de değişik tiplerde olur.

Kabartmalar, düz bir yüzey üzerinde engebeler meydana getirir: bunlar az veya çok çıkıntı yapmalarına göre, alçak kabartma veya yüksek kabartma diye adlandırılır. Bir de. tam oyma, yani bir kaidenin üstünde duran heykeller vardır.

İlk heykeller Milattan önce 35,000 ve 8,000 yılları arasında ortaya çıkmış, kadınlar ve hayvanlar, yüzeyden ayrılmış biçimde veya ayrılmadan, taşa, fildişine, kemiğe oyulmuş veya kille biçimlendirilmişti.

Heykel sanatının en eski örnekleri Akdeniz kıyısındaki ülkelerde bulunmuştur. Eski Mısır'da heykeller genellikle dinsel bir nitelik taşıyordu: insanların ka'sını (insanın dayanağı olan hayatî güç) ölümden sonra da barındırsın diye, firavunlarla hizmetkârlarının (yazıcılar, zanaatçılar) heykelleri yapılıyordu, bunlara insanın «kopya»sı anlamında, «suret» denirdi. Asurlular alçak kabartmalarda savaş sahnelerini'' tasvir etmiş; hayvan sanatını da geliştirerek bize hayalî bir hayvanlar âlemi (insan başlı boğalar, kartal başlı aslanlar, kanatlı atlar) miras bırakmıştır. Persler ise, emaye tuğladan alçak kabartmalar yapmıştır.

Eski Yunan heykelciliği, kutsallık anlayışının izlerini taşır: delikanlılarla genç kızları, ayin duruşlarında tasvir eder. Klasik dönem heykeltıraşları insan vücudunu en güzel biçimleriyle ve hareket halinde tasvir ettiler. M.Ö. IV. yy.da, Skopas, Praksiteles ve Lysippos, insanın tutkularını, acılarını ifadeye çalıştılar. Bu gerçekçilik eğilimi, Helenistik dönemde daha da önem kazandı.

İtalya'da Etrüskler, büyük bir gerçekçilik ifade eden heykellerini, çok renkli pişmiş topraktan veya bronzdan yaptılar. Romalılara gelince, işe Yunan sanatını kopya etmekle başlamışlardı, sonra da portrede (pek gerçekçi büstler bıraktılar) ve binalarını kapladıkları, tarihsel veya dinsel kabartmalarda kendilerim gösterdiler.Zikir anmak, Allah'ı hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma, anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak tarif etmişlerdir.

Roman ve Gotik Batıda kısmen büyük istilâlardan ileri gelen bir gerileme döneminden sonra, heykelcilik Karolenjler zamanında yeniden canlandı. Fildişi ve madenler, en çok kullanılan malzemeydi: doğanın ve insan vücudunun biçimlerini yansıtmağa çalışılıyordu. XI. ve XII. yy.da, yani roman sanatı döneminde heykelcilik, aslında dinsel olmakla birlikte, mimarlığa bağlanmış alın tablalarıyla, atkı taşlarıyla, sütun başlıklarıyla birleşip kaynaştı.

Buna karşılık gotik sanat (XIII. yy.) mimarlıktan kendini kurtardı. O zaman yüzeyden ayrılmış kabartmalar önem kazandı: kilise kapılarını sütun-heykeller süsledi. Bu heykeller giderek doğala yaklaşıyor ve insanı ele alıyordu. İtalya'da, Pisano ailesi, sonra da Arnolfo di Cambio, bu araştırmanın Pisa'da, Floransa'da ve Perugia'da öncüleri oldular.

Hareket ve İfade

Rönesans İtalya'da yeni bir anlayıştan doğdu: insan, dünyanın merkezi haline geldi. Artık din dışına çıkan heykelcilik, insan vücudunun güzelliğini gözler önüne serdi. Ghiberti, Donatello, Della Robbia, Verrocchio, Michelangelo, bu sanat dalının en ünlü temsilcileridir. Fransa'da heykel sanatı, Michel Colombe, Jean Goujon, Germain Pilon ile temsil edilmekteydi. Bu akım, bütün Avrupa sanatını etkileyecekti. İtalyanlar, özellikle Bernini ve Algardi, XVII. yy.da, barok sanatın öncüleri oldular ve bu tarz, ertesi yüzyıl rokoko tarzının aşırılıklarına götürdü.

Bir yandan klasikçilik, öte yandan barok akım, XVIII. yy.da Adam, Slodtz ve Lemoyne gibi klasiklerle Bouchardon, Pigalle, Falconet ve Houdon gibi barokların öncülüğünde çatıştı. Öteki Avrupa ülkeleriyle İtalya ve Fransa'nın etkisinde kaldı. XVIII. yy. sonu ve XIX. yy. başlangıcı, neoklasikçiliğin bütün Avrupa'ya yayılmasına sahne oldu. En ünlü temsilcileri İtalyan Canova ile Danimarkalı Thorvaldsen'di.

Hayal Gücünün Bütün Kaynakları

Romantikler de, natüralistler de, neoklasikçiliğin soğukluğuna karşı bir tür hayata dönüş ile tepki gösterdiler; artık duyguların açığa vurulmasından korkulmuyordu. Rude, Barye, Daumier, Carpeaux, sonra da Rodin ve Maillol, bu yeni akımın öncüleridir.

XX. yy. yetenekler yönünden pek zengindir ve çok yönlü araştırmalara sahne olmuştur. Archipenko, Duchamp-Villon, Lipchitz, Zadkine, natüralizmi reddederek eşyayı çözümlediler ve hacimler halinde yeniden kurdular (kübizm). Fütüristler (Boccioni), dinamizmi dile getirdiler.

Figüratif heykelcilik (Brancusi, Richier, Giacometti) soyut sanatla (Pevsner, Gabo, Arp) birlikte yaşarken, kimi zaman belirli sınırların dışına çıktı (Moore). Artık hacimi tasvir etmek yetmiyor. Eserler, hava hareketleri (Calder) veya motorlar (Gabo, Schöffer) sayesinde, hareket kazanıyor. Işık saçıyor, ses çıkartıyor.

Modern sanayinin kaynaklarından yararlanan teknikler de (Cesar'ın Sıkıştırmaları; elektronik akımlar), malzeme de giderek çeşitlilik kazanıyor: sanatçılar (Picasso, Oldenburg), günümüzde, geleneksel veya modern malzeme kadar, sanayi artıkları veya günlük eşyayı da kullanmışlardır.

Biçimleme ve Kalıplama

Biçimleme, heykelciliğin alfabesidir: balmumu veya ıslak toprakla elde bir biçim yapılıp küçük malalar veya taslak kalemleriyle düzeltilir. Kalıp, bir eseri çoğaltmaya olanak verir: bir cismin izini veya negatifini almaktan ibarettir, sonradan kalıp ödevi görecek ve içine alçı veya eritilmiş maden dökülecektir.

Bütün Dünyanın Malı Olan Sanat

Afrika sanatı, özellikle Benin yöresinde, ilgi çekici bronz heykeller vermiştir; Okyanusya, tahtadan, pişmiş topraktan veya bitki liflerinden maskeler yaratmıştır. Amerika Kıtası'nda Aztekler ve Mayalar taştan ve pişmiş topraktan dev heykeller yapmışlardır; Mohikanlar ve İnkalar özellikle çömlekçilik ve kuyumculuk sanatında ileriydiler.

Çin'de Çang Hanedanı zamanında, bronzdan ve pişmiş topraktan heykeller yapıldı. Han Hanedanı'nda ise, kilden yapılmış günlük kullanma eşyası, seramik veya bronz vazoların yanı sıra, kilden, günlük kullanıma yarayan eşyalar yapıldı. Guptalar döneminde (IV.-VI. yy.) doruğuna erişen Hint sanatı, Khmer ülkesini, Angkor'u, hattâ Cava 'yi etkiledi.

Malzeme

Heykelcinin elinde çeşitli malzeme vardır. Taş (kireçtaşı, mermer), tahta, fildişi, kemik, yontulmağa elverişlidir. Kil, balmumu, alçı, yalancı mermer (mermertozu katılmış alçı), alçıyla telden oluşan staff, çimento, kaba mukavva (kartonpat), biçimlenmeğe veya kalıplanmağa elverişlidir. Madenler eritilir, dökülür, dövülür, kaynatılır, üzerlerine bir kazı kalemiyle motifler kazılır veya kaplanır.
Reklam Alanıdır
__________________
๒เг кöгüภ קคг๓คк ยçlคгı кค๔คг ђครรครıภค, คz гครtlคภıг кคl๒เภ...

Şeytan Aldı, götürdü...
Original Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links

Tüm bilgisayar donanımı fırsatları için tıklayın !

Okunmamış 08-02-07   #2
Original
Promis
 
Original kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: 07-01-07
Mesajlar: 6,275
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Karizma Gücü : 155
Karizma Puanı : 12057
Grafik : Original başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridir
Varsayılan Heykelde Romantizm

Heykelde Romantizm

Kuşaklar boyunca, sanat tarihinin pek az bölümü Romantik çağ heykeli kadar uzmanlar tarafından değeri bilinmemiş ve yüzüstü bırakılmıştır. Heykel sanatı yıllarca, en iyi durumlarda bile teknik planda ilgi konusu yapılarak, donmuş bir dekoratif-'sanat ile duygusallık dolu kitsch (bayağı beğeni) arasına yerleştirildi.

Büyük tarihsel konuları işleyen nice mermer ya da bronz heykel grupları, Londra, Paris ve Viyana'daki uluslararası sergilerde ya da sergi salonlarında ve değişik estetik akımların göz kamaştırıcı sergilerinde olay yaratan nice alçı heykel müzelerin depolarına gömüldü. Sanat tarihçileri ve kolleksiyoncular, bu nesnelerin bir gün eleştirel ve bilimsel bir incelemeye lâyık olabileceklerini pek ender düşünmüşlerdir.

Bir romantik mimari tanımlaması yapmanın güçlüğü, ama buna karşın "Romantik Dönem" mimarisinden söz etmenin daha doğru olacağı bilinen bir şey. Fakat bir romantik heykelden söz edilebilir mi? Bir romantik müzik ya da resim gibi bir romantik heykel var mıdır?

Romantik dönemde heykel, tam anlamıyla özerk olan müzikten, ya da betimleme sanatında meydana gelen barok patlamasından sonra sınırları kesinlikle belli bir yüzeye giderek kapanan resimden tamamen farklı bir biçimde gelişti. Klasik çağda heykel için herhangi bir özerklik söz konusu değildi. Ama bazı temel düşünceleri inceleyecek olursak durumu daha iyi kavrayabiliriz.

Değişik sorunlar söz konusu. Örneğin bir "ilerleme" kavramı var. XIX. yüzyıla özgü niteliklerden biri olan ilerlemeye inanç, doğal olarak, madeni yapı kafeslerinin de tanıklık ettiği gibi, mimari alanına ve aynı şekilde heykel alanına aktarılmıştır. Sanat tarihçisi Gerhard Evers romantik heykel konusunda kabul ettiğimiz, ama günümüzde de anlam bulanıklığını sürdüren yargıya ilişkin olarak bazı temel öğeleri kesin olarak açıklayan tutarlı bir sonuç çıkarmıştır buradan: "Batı'da, 1500-1900 yılları arasında uzanan çağcıl zamanlarda, sanatın doğayı gözlemlemek ve onu sanat yapıtında yeniden üretmek gereksiniminden doğduğu bilinen bir gerçek; optik plânda az-çok kavranılabilecek ya da görülebilecek ve renk ya da taş sayesinde teknik olarak yeniden üretilebilecek şeyin kesin sınırlarına XVII. yüzyılda ulaşıldığını da biliyoruz: Örneğin, fotoğraf kadar aslına sadık olan Hollanda ev içi resimlerinde, ya da Bernin ve öğrencilerinin mermer heykellerinde görüldüğü gibi.

Hiçbir XIX. yüzyıl sanatçısı söz konusu çağın sanatçılarının teknik ustalığına sahip değildi ve sanat, o zamandan bu yana, sürekli olarak farklı, sürekli olarak yeni ve yaratıcı olabiliyordu, ama artık ilerleyemiyordu." Demek ki artık ilerleme sanat alanında değil, ama doğa bilimleri, tarihsel doğruluk, toplumsal koşullar ya da yapay ürünlerin teknolojisi gibi sanata az ya da çok bağlı alanlarda aranıyordu. Kitle üretimine olanak sağlayan galvanoplasti benzeri bazı buluşlar heykel için büyük bir önem kazandılar ama onu büyük ölçüde değiştiremediler. Nihayet plastik maddelerin ortaya çıkmasıyla XX. yüzyılda bu donmuş durum değişmeye başladı. Çağdaş heykel sanatını bu yeni malzemeler olmaksızın düşünmek olanaksızdır.

Demek ki, bir yandan XX. yüzyılın reddettiği tatmin olmamış ilerlemeye inanç söz konusu. Öte yandan, romantik heykeli, sürekli olarak XX. yüzyılın estetik ilkelerine göre, yani büsbütün yetersiz yargı ölçütlerine ve sınıflandırma yöntemlerine göre, klasisizm ile tarihselcilik (Phistoricisme) arasında tanımlama eğilimi söz konusu. Bunu harekete geçiren özel güçleri ve ortaya koyduğu temel sorunları dikkate almak ya da anlamak zahmetine pek ender olarak girilmiştir.

Bu dönemin heykel sanatının temel öğesi insan vücududur. Öykünülmez güzellik ve aydınlığıyla ilkçağ sanatından miras alınan insan heykeli, bir katkısız idea durumuna gelmişti. Aslında, XX. yüzyıl sanat kuramı, gerçekten, bu yapıtlarda hangi güçlerin ve hangi etkenlerin söz konusu olduğunu anlamak yerine İlkçağ örneklerinin öykünülmesinden söz ederek temel bir yargı yanlışı yapmıştır: Oysa, romantiklerin bu en büyük esin kaynakları hiçbir durumda İlkçağ'ın bir öykünülmesi gibi yaşanmış olmayıp, tersine en iyi örneklerde "mış gibi"nin değerine sahipti. Aynı şekilde, Goethe Iphigenia'da "Ruhumun aradığı Grek ülkeleri" der, aynı şekilde Hölderlin'in Hyperion'u yeni bir Grek idealini çok yalın bir şekilde dile getirir, yine aynı şekilde, bu çağın heykel sanatı, Parthenon'un ve Aegina tapınağının alınlık heykelleri gibi aslında yalnızca bazı Avrupa anakentinde ve bazı hükümdar koleksiyonlarında bulunan Grek heykellerini öykünmemişlerdir.

Heykeltraşlar ve onlarla birlikte estet topluluğu bu yönelimlere karşı tam anlamıyla romantik bir tepki göstermişlerdir: Kopya ederek ya da öykünerek değil, ama bu idealleştirilmiş, kutsallaştırılmış Grek kültürüne olan tutkularını çağcıl bir bağlama aktararak yeni bir Greklik ideali yaratmışlardır. Örneğin, bir Karl Friedrich von Schinkel'in mimarlıkta kutsallaştırdığı, "aziz"leştirdiği düşüncede bulunan aynı güçler romantik heykelin gelişmesini de koşullandırmışlardır.Zikir anmak, Allah'ı hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma, anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak tarif etmişlerdir.
Original Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Reklam
Okunmamış 08-02-07   #3
Original
Promis
 
Original kullanıcının avatarı
 
Giriş Tarihi: 07-01-07
Mesajlar: 6,275
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Karizma Gücü : 155
Karizma Puanı : 12057
Grafik : Original başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridirOriginal başarıda deha biridir
Varsayılan öğe Ve Ilkeler

ÖĞE VE İLKELER

Heykelde mekân ve kütle olmak üzere iki temel öğe yardır. Mekân, heykelde üç biçimde etkili olur: Heykelin kütlesi mekân içinde bir yer kaplar ya da hareket eder, heykelin içinde girinti ya da boşluklar oluşturacak biçimde mekânı kuşatır ya da çeşitli parçalan birbirleriyle mekân içinde ilişkiye girer. Heykelde kütle ya da mekâna verilen önem, üründen ürüne büyük değişiklik gösterir. Örneğin Mısır heykel sanatında ve 20. yüzyıl heykelcilerinden Constantin Brancusi'nin çoğu yapıtında kütle ön plandadır. Antoine Pevsner ya da Naum Gabo gibi çağdaş heykelcilerin saydam plastik levhalardan ya da ince metal çubuklardan oluşan yapıtlarındaysa kütlenin önemi azalır. Heykel sanatının öbür öğeleri hacim, yüzey, ışık, gölge ve renktir.

Heykel sanatının ilkeleri üsluptan üsluba değişir. Belli başlı heykel üsluplan arasındaki ayrım, bu üslupları tanımlayan tasarım ilkeleri arasındaki farklılıklara dayanır. Bu tasarım ilkeleri, heykelcilerin yönlendirme, oran, ölçek, eklemlenme ve denge gibi temel sorunlara yaklaşımını belirler. Heykeli oluşturan biçimlerin çevreyle, izleyiciyle ve birbirleriyle ilişkisi açısından konumlandırılması (yönlendirme), eksenler ve varsayımsal düzlemler aracılığıyla gerçekleşir. Eksen, simetrik ya da simetriğe çok yakın bir hacim ya da hacimler grubunun odak noktasısından geçtiği varsayılan çizgidir. Varsayımsal düzlemler ise, bir tanesi önde, iki tanesi iki yanda, bir tanesi de yatay durumda olmak üzere dört tanedir; bunlar hacimli eksen ve yüzeylerin hareket, konum yel yönünü belirlemeye yarar. Bir heykelini ölçeği, çevredeki başka nesnelerin boyutları (ya da Antik Çağ ye ortaçağ heykellerinde olduğu gibi, kişinin sosyal konumu) gözönüne alınarak belirlenir. Heykelin çeşitli öğelerinin bir araya getirilme biçimi ise eklemlenme olarak adlandınlır.

Zikir anmak, Allah'ı hatırlamak, her sözünde ve her işinde O’nun emirlerine uymak, yasakladıklarından sakınmak. (Bkz. Tasavvuf) Anma, anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak tarif etmişlerdir.


MALZEME

Üç boyutlu bir biçim verilebilecek her malzeme heykel yapımında kullanılabilir. Bunlar arasında en yaygın olanlar! taş, ahşap, metal, kil, fildişi ve alçıdır. Taş, j özellikle de mermer, tarih boyunca anıtsal 1 heykellerin temel malzemesi olmuştur. Yan I değerli taşlar da küçük boyutlu heykellerini malzemeleri arasındadır. Hem yumuşak} hem sert ağaçlar heykel yapımında kullanılir. Yaygınlıkla kullanılan metaller ise demir, bakır, kurşun, altın ve gümüş ile pirinci ve tunç gibi alaşımlar, birçok çağdaş heykel- î de ise alüminyum ve paslanmaz çeliktir. Çanak çömlek, kullanılan kilin özelliklerine i ve pişirilme sıcaklığına göre seramik, sert) seramik ya da porselen olarak sınıflandırılır.; Bu üç tür de heykel yapımında kullanılır. Düşük ateşte pişirilen, özellikle de kırmızı; ya da oksit sarısı kilden yapılan heykellerse pişmiş toprak (terra-eotta) olarak adlandırılir. Paleoh'tik Çağ sanatçıları kili pişirmeden de heykel ve kabartma yapmışlardır. Uzakdoğu ve Akdeniz'deki pek çok uygarlıkta yaygınlıkla kullanılan fıldişinin yanı sıra, boynuz ve kemik de Paleolitik Çağdan beri küçük boyutlu heykellere malzeme oluşturmuştur. Alçı, özellikle de "Paris alçısı" adıyla bilinen bir tür kalsiyum sülfat, heykelcilikte yaygınlıkla kullanılır.

Temel malzemelerin dışında, heykel yapımında çok çeşitli başka malzemeler de kullanılır. Beton, hem sert ve dayanıklı, hem de ucuz olduğundan, açık hava heykellerinde ye duvar bezemelerinde giderek taşın yerini almaktadır. Ayrıca cam yünü, balmumu, papiermâche (zamklı kâğıt hamuru) ye doğal ya da yapay birçok başka madde ya da nesne de heykele malzeme oluşturabilir.
Original Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
Reklam
Cevapla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevaplar Son Mesaj
Haptan Heykel Original Enteresan Resimler 6 29-01-07 00:12
Pirim'in heykel ve tasarımları Sanal Müze'de Original Heykeltraş 0 25-01-07 21:38
15 milyon dolarlık heykel gidiyordu/27aralık Meinkampf Geçmiş Haber Arşivi 0 27-12-06 19:24
İki heykel canlanırsa!!! zortnets Komik Yazı & Döküman & Mizah 4 26-04-05 16:58


Saat Dururmu GMT +3. Şimdiki Zaman 22:59.


Powered by: vBulletin Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.0 Pc Teknik © 2005

Pc TekniK - Toplist |Domain Bilgi|Bilim Teknik|Kısa Yaşlı Domainler|Teknik Bilgiler|

İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan PcTeknik.net Forum Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. PcTeknik.net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler
Şikayet ve Uyarı adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde PcTeknik.net yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve Avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
1